Küresel çeteler ‘Demokrasi Geliyor!’ çığlıkları atarak Irak, Afganistan, Libya bombaladılar. Emperyalist güçlerin demokrasiden anladıkları tek şey şudur: Bir ülke yönetimi eğer emperyalist çıkarlara biat etmiyorsa ve ona karşı direniyorsa o ülkeyi bombalamaktır.Ta ki bu küresel ve modern çetelere itaatkar yönetimler işbaşına gelene kadar dış müdahale veya iç yöntemlerle (kargaşa ve kaos oramı oluşturma ,sivil veya askeri darbeler)hizaya getirilene kadar mücadeleye devam edeceklerdir.Bunun için de özellikle ‘Uluslararası camia’ dedikleri yasal çakallar kulübünün birer şubeleri olan NATO anlaşmaları, BM yasaları, istihbarat merkezleri ‘demokrasi!’ adına her tür melaneti yapmaktan geri durmayacaklardır!
Bu şer odakları için demokrasinin gerçekte hiç bir anlamı yoktur! Eğer bir ülkede seçilmiş bir hükümet varsa ve bu hükümet bu şeytani güçlerle işbirliği yapıyorsa, ne ala işte gerçek demokrasi budur! Fakat bu güçlerin hegemonyasına girmiyor ve işbirliğini reddediyorsa, işte bu ülke diktatördür ve bir an önce demokratikleştirilmesi gerekmektedir. Bahreyn, Katar, Kuveyt, Suudi Arabistan, Arap emirlikleri, Ürdün gibi ülkelerde halkın reform isteklerinin kanlı bir şekilde bastırılması da, ABD ve batılı demokrasi anlayışının nadide örneklerindendir.
Irak'ta, Afganistan'da 2 milyon Müslüman öldüren, Libya'ya insanlık ve özgürlük adına! bomba yağdıran ABD’nin başını çektiği küresel emperyalizm, şimdi de Suriye'ye saldırarak oraya da demokrasi! getirmeye hazırlanıyor. Bilindiği üzere ABD ve batılı emperyalist güçler hizaya gelmeyen asi çocukları, “Demokrasi” istemiyle hizaya sokmak isterler. Halkın talep etmeyi beceremediği ‘demokrasi’yi, bizzat halk adına kendileri isterler: “Demokrasiyi getirin; yoksa ben getiririm!”. Tüm dünya kamuoyu ABD’nin getirdiği bombalı demokrasiyi, sonuçlarını , canlı örneklerini Irak’da, Afganistan’da, Libya’da görmüştür. Yüz binlerce sivilin, çocukların kanıyla kurulan “kanlı demokrasi”…
ABD ve onun yerli , yabancı yardımcıları acaba Suriye’den ne istiyorlar? Niçin bu kadar Suriye’nin üzerine gidiyorlar? Ve neden Suriye’ye bu kadar demokrasi! getirmek için iştahlılar?
Büyük Ortadoğu Projesi ile ABD ve Batılı güçlerinin gözünü diktiği enerji ve su kaynaklarını paylaşma planları için Ortadoğu haritasının yeniden paramparça olması gerekmektedir. Küresel güçler tarafından bu paylaşım,kâğıt üzerinde yapılmış durumda.Ancak, ABD’ye biat eden ve işbirlikçi kukla Arap ve diğer yönetimler dışında, bu küresel şebekeye kafa tutabilen ve direnen ülkelerin varlığı bunların bu şom emellerine ulaşmasına büyük engel teşkil etmekte olup bu devletler büyük baş ağrısı yapmaktadırlar. Bu ülkelerin başında bilindiği üzere İran ve Suriye gelmektedir.
ABD’nin başını çektiği küresel emperyalizm Ortadoğu ve kuzey Afrika’da kendileri dışında gelişen halk kıyamları ve İslami uyanıştan sonra mevcut sömürü projelerini güncellemek zorunda kalarak dünyayı yeniden dizayn etmeye yönelik çalışmaya koyuldular. Bu yeni güncellen proje ile İslami uyanışı ‘Arap baharı’ adına bürüyerek bu kıyamları çalma çabasındalar. Bu yeni dünya düzeni projesinin en önemli özelliği ise bu projede ‘Model ülke’ olarak Türkiye sunulması maddi ve diğer lojiktik desteklerin S.Arabistan ve Katar gibi yerli işbirlikçi güçlerin eliyle yürütülmesiydi. Özellikle Türkiye hükümeti Suriye’ye karşı başlatılan bu kirli savaşta görünüşte İsrail düşmanlığı yaparak İsrail’i İran füzelerinden koruyacak olan radar sisteminin Kürecik’e konuşlanmasını kabul ederken çoğunluğunu muhafazakârların oluşturduğu tabanından ve dindar kesimin tepkisini almamak için de emrindeki yandaş medya kuruluşlarınca Suriye’deki olayları tağut ve zalim bir rejime karşı İslamcıların verdiği bir mücadele gibi lanse ederek bu kirli mücadeleye meşrutiyet kazandırılmaya çalışmaktadır. Maalesef istisnalar hariç Müslümanlar da bu oyuna gelerek haçlıların bu kirli oyundaki figüranları olmaktan ‘Zalim-i Ekber’ olan ABD ve emperyalistlere aynı saf da ve ’Nato’cu İslamcı!’ ayıbına tutulmaktan kurtulamadılar.
İslami uyanışla beraber yeniden şekillenen Ortadoğu’da bu küresel güçlerin düşündükleri emperyalist projenin önündeki en önemli engel direniş cephesini oluşturan İran,Suriye ,Hizbullah,Hamas ,İslami Cihad birliğiydi.Bu birliğin etkinliğini yok etmenin en pratik yolu da Suriye kilidinin açılmasıdır.
Suriye rejimi, İran’ın öncülük ettiği direniş blokunun yanında yer alarak , Lübnan Hizbullah’ına yine İran’ın etkisiyle kurulan Filistin İslami cihat örgütüne ve hakeza direniş blokunda yer alan Hamas’a askeri, stratejik ve lojistik açıdan sağladığı destek ile,İsrail ile Filistin arasındaki sözde barış sürecini, büyük oranda pratikte felce uğrattı. Yine, Suriye’nin yardımlarıyla Hizbullah Lübnan’ın işgal edilmiş bazı topraklarını kurtararak 33 günlük savaşta İsrail’e tarihinin ilk yenilgisini tattırdı. Böylece Arapların zihninde oluşan İsrail’in yenilmezliği tasavvurunu yıkmış oluyordu. Yine Suriye’nin yardımlarıyla 2008 Gazze savaşında Siyonist İsrail kaçırılan askerini kurtaramamakla beraber Hamas ve İslami Cihad’a karşı yenilgiye uğruyordu.ABD ve Yahudi lobisinin yönettiği bir dünyada İsrail ve ABD’ye bu kadar zarar vermiş bir sistemin varlığı tahammül edilmesi tabi ki düşünülmezdi.Bunun için de bu şer güçleri Suriye gibi direniş blokunda yer alan ülkeleri ve grupları yok etmek için her türlü araç ve vesileden istifade ederler.
Bu küresel güçler, demokrasi ve insan hakları adı altında direniş blokunun orta yerinde yer alan ve ortadan kalkmasıyla mücadele bloğunun büyük darbe alacağı Suriye’ye Arap Birliği ve Türkiye’nin de içinde olduğu bu emperyalist komployu başlatarak Suriye’de olayları çıkararak bu ülkede yapay bir devrim yapmak, yani bu ülkeye Demokrasi! Getirmek için var güçleri ile çalışıyorlar.Nitekim bütün dünya ajansları; Fransa, İngiltere, ABD, İsrail, Arap Birliği ve Türkiye’nin Şam’da bir rejim değişikliği yaparak böylece Siyonist İsrail’i resmi bir şekilde tanıyacak, direniş cephesin ortadan kaldırarak yeni yapının sömürgeci dünya düzenine tabi olarak yeni dünya düzenini inşasın da merkez olacak yeni Suriye’yi kurmak için ne kadar çabaladıklarını defalarca yazdılar. Hatta bu ülkelerin Suriye’de terör eylemleri yapması için Amerika, Fransa ve Türkiyeli askeri uzmanlar tarafından Türkiye’de yetiştirilen Özgür Suriye Ordusu’na silah gönderme hususunda anlaştıklarını defalarca ifade edildi.
İşbirlikçi Suriye Ulusal Konseyi başkanının Wall Street Journal gazetesine verdiği röportajda: “Suriye’nin İran ve Hizbullah ile ilişkilerini keseceklerini, Filistin İslami direnişine desteğe son vereceklerini, Suriye’yi Suudi Arabistan ve körfez ülkelerinin yanına taşıyacaklarını ve Siyonist rejim ile barış müzakerelerine başlayacaklarını” ifade eden sözleri bu emperyalist komplonun boyutunu ve amacını yeterince açıklamaya yetmektedir.
Küresel çakallar haritada hedeflerini belirleyip, üzerine çarpılar çiziyor sonra işe girişiyorlar. Hedefteki ülkelere para, silah, tetikçi, paralı asker, istihbaratçı, iletişimciler yollanarak oralara meşhur demokrasilerini getirmenin ortamı hazırlanıyor. Suriye’de ‘Emperyalist Oyun’ önce psikolojik medya araçları olan İnsan hakları merkezleri, STK’lar facebook/ twitter örgütçüleri ve yaygın medya harekete geçirilerek operasyonlara başlanıldı, şimdi ise hepsi Batılı odaklar ile ABD, Suudi Arabistan, İngiltere, Pakistan ve İsrail tarafından en mükemmel şekilde eğitilmiş, silahlandırılmış, fonlanmış tetikçi gruplar, CIA, Mossad, MI6 yardımlarıyla silahlı örtülü operasyonlarına devam etmektedirler. Bu silahlı tetikçiler tarafından ,Güvenlik Konseyi, ya da Kofi Annan ziyareti ya da Suriye konulu toplantıların her birinden hemen önce büyük bir katliam gerçekleştirerek, Petrol boru hatları, Suriye Ordusu ve istihbaratına ait binalar havaya uçuruyorlar. Rejime bağlı bölgelerde yaşlı, kadın, çocuk bıçaklarla, yakın mesafeden ateşlenen silahlarla katledildikten sonra tüm küresel yalan makinaları Suriye rejimini hedef göstererek çığlık çığlığa bağırarak,insan hakları naraları atarak Suriye’ye müdahale ve demokrasi istiyorlar!
Küresel çete liderleri, Suriye konusunda ‘risk almadan örtülü operasyonu komşu ülkeler eliyle yürütme’ siyasetini devam ettiriyorlar.Şu anda bu kürsel güç şebekesi Suriye'de aslında İran'ın ön savaşını yapıyorlar, Suriye'yi devrilirse böylece Hizbullah'ı da devirerek Siyonist İsrail'in ensesinden Hizbullah'ı çekeriz hesaplarıyla hareket etmektedirler. Başrolü eşbaşkan, Suudi kralı ve Ürdün kralı arasında bölüştürüp istihbarat ağını da İsrail sağlamaya devam ediyor.Gelinen bu günkü durumda iç savaş riski ile burun buruna getirilen ve büyük bir küresel komplo ile karşı karşıya bulunan Suriye, ya içeri sızan bu konvansiyonel terör gruplarıyla savaşacak ya da ABD, İngiliz, Nato ordularına ve beraberindeki, sömürü şirketlerine teslim olacaktır. Görünün odur ki bu emperyalist cephe ve yandaşları yeni dünya düzeni oluşturmaya yönelik projelerinin önündeki en büyük engellerden biri olan Suriye’ye Demokrasi! getirmek için ellerinden geleni yapacaklar,Suriye bu küresel çeteye karşı direnişini sürdürmeye devam edecektir.
MEHMET YETKİN
rasthaber